Orta Çağ ve İslam düşüncesine giriş: akıl, inanç ve farklı problem alanları
Konunun mantığı
Orta Çağ düşüncesi, farklı yüzyıllar ve coğrafyalardaki birçok tartışmayı kapsar; tek bir kişinin tek öğretisinin adı değildir. Hristiyan düşüncesinde patristik ve skolastik başlıkları, İslam düşüncesinde felsefe ve kelam gibi farklı çalışma gelenekleriyle karşılaşırız. Antik mirasın yorumlanması, çeviriler ve dinî sorular önemlidir; fakat aynı kültürel çevrede bulunmak bütün sonuçlarda uzlaşmak demek değildir. Dönem adı, düşünürün gerekçesinin yerine kullanılmaz.
Akıl-inanç ilişkisi tartışmasında hangi konunun hangi yolla bilinebileceği sorulur. Aquinas, insan aklına dayanan felsefi araştırma ile vahye dayalı öğretiyi farklı bilgi yolları olarak ele alır; bu ayrım onun düşüncesinde zorunlu çatışma demek değildir. Bazı konular akılla da araştırılabilirken vahyin kapsamını yalnız akılsal gösterime indirgemez. Bu tarihsel çerçeveyi bütün Hristiyan düşünürler aynı görüştedir veya akla hiç yer yoktur diye genişletmeyiz; öğrencinin kişisel inancını sınıflandırmayız.
İslam düşüncesinin geliştiği geniş coğrafyada çeviri, yorum ve yeni tartışmalar farklı dil ve inanç çevreleriyle etkileşmiştir. Antik düşüncenin alınması onun her iddiasının değişmeden kabul edildiği anlamına gelmez. El Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ, Gazâlî ve İbn Rüşd gibi isimler aynı problem alanlarında farklı gerekçeler ve eleştiriler geliştirmiştir. Bu giriş onların bütün görüşlerini tekleştirmez; ortak bir kavramın anlamını her metinde bağlamıyla incelemek gerektiğini vurgular.
İbn Sînâdaki mümkün ve zorunlu varlık ayrımı, varlığın kendindenliği ve başka bir nedene gereksinimi bağlamında ele alınabilir. Kendinde mümkün olanın varlığı, kendi özünden zorunlu çıkmaz; var olması açıklama bakımından başkasına bağlıdır. Kendinde zorunlu olan, bu anlamda varlığı için başka bir nedene muhtaç değildir. Buradaki mümkün sözcüğü yalnız henüz yapılmamış plan veya düşük olasılıklı olay demek değildir. Bu dar tanıtım, İbn Sînânın bütün metafiziğinin kanıtlandığı veya bütün düşünürlerin aynı ayrımı kabul ettiği iddiası değildir.
Dönem yalnız tek bir bilgi tartışmasından oluşmaz. Tümeller problemi genel kavramların tekil varlıklarla nasıl ilişkili olduğunu sorarken; Fârâbî erdemli toplum düzenini adalet ve mutlulukla birlikte inceler. İbn Haldun ise toplum ve devletin oluşma/değişme süreçlerine yönelen açıklamalar geliştirir. Aynı toplum konusu içinde bile ideal düzenin nasıl olması gerektiği ile tarihsel süreçlerin nasıl işlediği farklı odaklardır. Ortak soruyu bulmak, bu düşünürlerin bütün sistemlerini veya sonuçlarını özdeş saymak değildir.
Ortak dönem tek görüş değildir. Akıl/vahiy yolu, mümkün/zorunlu ayrımı ve ideal toplum/tarihsel süreç odağı farklı sorulardır; tarihsel tanıtım öğrencinin inancına hüküm vermez.
Adım adım bir örnek
Hepnot için yazılmış özgün bir çalışma notunda aynı sonuç hakkında iki gerekçe yolu düşünülüyor: P yolu açık öncüllerden akıl yürütüyor; V yolu belirli öğretide vahiy olarak kabul edilen dayanağa başvuruyor. Not, bu sonucun iki yolda da aynı olabileceğini fakat her V dayanağının P yolunda kanıtlandığını söylemiyor. Bu bir tarihî metin, kutsal metin veya filozof sözü değildir; Aquinas bağlamındaki yol/kapsam ayrımını denemek için kurulmuştur.
Yol ve sonucun özdeşliğini ayrı sor
- Aynı sonucun verilmesi kullanılan dayanakların aynı olması değildir.
- P için akıl yürütme öncülleri, V için belirtilen vahiy kabulü farklı bilgi yolu işlevindedir.
- Sonuç kesişmesi mümkün görülürken iki alanın bütün kapsamı eşit sayılmaz.
Sınır: Kurmaca iki yol, tarihsel sistemin bütün savlarını yeniden üretmez; sonuçların dinî doğruluğunu ölçmez.
Çatışma ve tam indirgeme arasında ayrım kur
- Yollar farklı diye bu sonuçta zorunlu çelişki bulunduğu söylenemez.
- Sonuç ortak diye her V kabulü P tarafından ispatlanmış da sayılamaz.
- Aquinas karşılaştırması bu dar ayrımla kurulabilir; bütün Orta Çağ düşünürlerine genişletilmez.
Sınır: Belirli bir gerçek metinde çatışma veya temellendirme olup olmadığı o metnin öncülleriyle ayrıca incelenir.
Sonucun aynı olduğu bilgisi çıkarılsa, yalnız yol ayrımından çatışma veya tam uyum kesin çıkarılabilir miydi?
Hatayı bul
“İbn Sînâ ve İbn Rüşd aynı geniş düşünce çevresinde inceleniyor; demek ki her kavrama aynı anlamı verip her soruya aynı gerekçeyle cevaplamışlardır.” İlk hata nedir?
İlk hatayı göster
İlk hata: Ortak tarihsel sınıflamayı bütün görüş ve gerekçelerin özdeşliği saymasıdır.
Aynı çevrede ortak problemler ve karşılıklı etkiler bulunabilir. Belirli iddia ve gerekçeler düşünür/metin bağlamında karşılaştırılmalıdır; ortak adlandırma tam görüş eşitliği değildir.
Çalışılmış notta iki yolun aynı sonuca vardığı bilgisi verilmeseydi, yalnız yol farkından hangi sonuçlar çıkarılamazdı?
Yolların farklı dayanaklarla kurulduğu söylenebilirdi; fakat bu tek başına sonuçların çeliştiğini de aynı olduğunu da göstermezdi. Sonuçlar ve gerekçeler ayrıca okunurdu. Ortak sonuç varsa bile bütün alanların eşit kapsamı yine otomatik çıkmaz.
Dersin soruları
1Özgün ders kartı Aquinas çerçevesinde insan aklının araştırabildiği bazı konuların vahye dayalı öğretide de yer alabileceğini; ancak vahye dayalı öğretinin bütün kapsamının aklın gösterdiğiyle özdeş tutulmadığını açıklıyor. Bu tarihsel açıklama bütün düşünürlere genellenmiyor. Kartın koruduğu ayrım hangisidir?
Bu soruda hata mı var?2Bu sorunun İbn Sînâ bağlamına hazırlayan dar modelinde kendinde zorunlu varlık, varlığı için başka nedene muhtaç olmayan; kendinde mümkün varlık, varlığı kendi özünden zorunlu çıkmayıp başka nedene bağlı olan diye tanımlanıyor. Kurmaca X’in varlığı için Y nedenine gereksinimi açıkça veriliyor. X uzun süre varlığını sürdürüyor. Verilen tanımlarla hangi yorum doğrudur?
Bu soruda hata mı var?3Özgün çalışma kartında A sorusu “Bir toplumun erdemli düzeni adalet ve ortak mutluluk bakımından nasıl olmalıdır?”; B sorusu “Toplumların oluşma ve değişme süreçleri hangi ilişkilerle açıklanabilir?” diye yazılıyor. A, Fârâbînin ideal düzen odağına; B, İbn Haldunun toplumsal süreç incelemesine dar hazırlık olarak düzenlenmiştir. Bunlar tarihsel alıntı değildir. Hangi yorum bu karşılaştırmanın sınırını korur?
Bu soruda hata mı var?Kendini dene
Tüm soruları cevapla. Bitirince puanını ve zorlandığın noktaları göreceksin.
1Özgün çalışma notunda şu cümle yazıyor: “İslam düşüncesinde Antik düşünce çevrilip yorumlandığına göre, Antik düşünürlerin her iddiası değişmeden kabul edilmiştir.” Ders çerçevesine göre bu cümle nasıl değerlendirilir?
2Özgün ders kartında Aquinas çerçevesi tartışılırken Ece “Akıl bir konuyu araştırabiliyorsa o konu vahye dayalı öğretide yer alamaz” diyor; Can ise “Bir konu vahye dayalı öğretide yer alıyorsa akıl onu araştıramaz” diyor. Kartın dar çerçevesine hangi değerlendirme uygundur?
3Özgün ders kartında kendinde zorunlu varlık, varlığı başka bir nedene muhtaç olmayan varlık olarak tanıtılıyor. Kurmaca iki varlık veriliyor: B çok uzun süredir var olan, ancak varlığı kendisinden önceki bir nedene bağlı olan bir varlıktır; C’nin varlığı için başka bir nedene gerek olmadığı belirtiliyor. Karttaki tanıma göre hangi değerlendirme doğrudur?
4Bir öğrenci şöyle diyor: “Dersteki mümkün/zorunlu ayrımını okudum; demek ki İbn Sînâ’nın bütün metafiziği kanıtlanmış oldu ve diğer filozoflar da aynı ayrımı kabul etti.” Dersin sınırına göre hangi düzeltme yerindedir?
5Kurmaca çalışma kartında “Tümeller problemi, genel kavramların tekil varlıklarla nasıl ilişkili olduğunu sorar” yazıyor. Aşağıdaki sorulardan hangisi bu probleme aittir?
6Kurmaca bir toplulukta üç yorum yapılıyor. Y1: “Yönetim, adaleti ve ortak mutluluğu gözetecek biçimde nasıl düzenlenmelidir?” Y2: “Bu topluluk nasıl oluştu ve hangi ilişkilerle değişti?” Y3: “Genel bir kavram olan topluluk, tek tek üyelerle nasıl ilişkilidir?” Hangisi tümeller problemine aittir ve diğer ikisinden hangi ölçüte göre ayrılır?
7Sınıfta Aquinas bölümünü işleyen bir öğretmen, bir öğrencinin inancını bu bölümdeki çerçeveye göre “akılcı” ya da “akıl dışı” diye etiketlemeyi öneriyor. Dersin tarihsel tanıtım yaklaşımına göre bu öneri hakkında ne söylenebilir?
8Özgün çalışma kartında aynı K sonucuna iki yol götürüyor: P yolu açık öncüllerden akıl yürütüyor, V yolu vahiy olarak kabul edilen bir dayanağa başvuruyor. Bir öğrenci “Sonuç aynı olduğuna göre iki yolun dayanakları da aynıdır” yazıyor. Aquinas çerçevesindeki yol ve kapsam ayrımına göre hangi düzeltme yerindedir?
9Özgün tabloda El Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ, Gazâlî ve İbn Rüşd satırları var. Öğrenci “gerekçe” sütununun hepsine “Antik mirastan yararlandı” yazıyor ve “problem alanı” sütununa yalnız “felsefe” yazıyor. Ortak soru ile farklı gerekçe ayrımına göre en önemli eksik nedir?
10Kurmaca bir öğrenci şöyle diyor: “Tümeller problemi genel kavramların tekil varlıklarla ilişkisini soruyor; toplum da genel bir kavram olduğuna göre erdemli toplum sorusu tümeller probleminin bir parçasıdır.” Dersin odak ayrımına göre bu çıkarım için hangisi söylenebilir?
Aklında kaldı mı?
Aquinas örneğinde akıl ve vahiy yolunun farklı olması zorunlu çatışma veya tam eşit kapsam mıdır?
Bu tanıtımda hayır. Bazı konular kesişebilir; yolların farklılığı ve vahye dayalı öğretinin aklın gösterimiyle tamamen aynılaştırılmaması korunur.
İbn Sînâ bağlamındaki mümkün/zorunlu ayrımında yalnız uzun süre var olmak yeterli ölçüt müdür?
Hayır. Dar ayrım, varlığın kendindenliği ve başka nedene muhtaçlığıyla ilgilidir. Kendinde mümkün fiilen var olabilir; düşük olasılık veya henüz gerçekleşmemiş plan demek değildir.
Kaynak ve kontrol durumu
Bu ders Hepnot için hazırlandı; üçüncü taraf soru kitabından soru veya görsel aktarılmadı. Bu, başka içerikle benzerlik olmadığının garantisi değildir.
Branş editörü incelemesi ve müfredat eşleştirmesi sürüyor; bu nedenle ders taslak olarak işaretlidir.
Müfredat için başvurulacak kaynak: MEB öğretim programları.